Türkiye’de Girişimcilik

Türkiye’de Girişimcilik

  • Post author:
  • Post category:Genel
  • Post comments:0 Yorum

Türkiye’de girişimci olan TedX vb. platformlarda sürekli “-sizde yapabilirsiniz!” gibi konuşan, dinleyicileri hype (gaza getirme) metoduyla arada sesini kuvvetlendirip bunu yineleyen kişileri elbet ki youtube vb. platformlardan illaki izlemişsinizdir. Hatta bazılarını idol olarak belirlemişsinizdir.

Ben bugün buna farklı bir şekilde 28 yaşında bir genç olarak bakmak istiyorum. Dediğim gibi 28 yaşındayım ve Visual Art Director olarak bir medya şirketinde çalışmaktayım. Daha genç yaştaki hayalim olan “isim olarak markalaşma ve kendi ajansımı açacağım ve ardından dünya’ya açılacağım.” fikri sanırım artık bir hayal olarak kalacağını anladığım zamanlardayım.

Şayet piyasanın durumu artık daha az freelance iş gelmesi. Gelen işlerin 10 birimlik fiyata 1 birim teklif etmesi gibi birçok ilginç olay yaşamak zorundayım. Tabii ki bunun böyle olması 10 liraya logo yapan web sitelerinin yaygınlaşmasıdır. Siteleri kuran kişiler her yapılan işten komisyon aldıkları için onlar bu durumdan yararlanmaktadırlar. İş böyle olunca hayallere ulaşmak gittikçe uzaklaşıyor.

Şimdi böyle bir piyasadayken benim yapmak istediğim girişimime gaz vermek boş su şişesinin kapağına üflemek gibi oluyor. Evet başarı hikayeleri güzel, insanı motive ediyor, ama günün sonunda o motive yerini düşüncelere bırakıyor. Olumsuz düşüncelere!

Yani bu girişimcilerin oluşan fikirlerine baktığımda yaptıkları şeylerin Acun misali bir konsepti alıp Türkiye’de satmaya başladıklarından başka bir şey olmadıklarını gördüm.

O yüzden Türkiye’de girişim = yurt dışından ürünü kopyala = Türkiye’de yaptır ve yurt dışından daha uygun bir miktara sat! Yani ürünün aynısı yurt dışında dolar üzerinden satıldığı için TL olarak satılmaya başladığında ürüne ihtiyacı olan markalar veya insanlar o ürünü elbet ki o üreticiden temin etmeye başlayacaklardır. Ha bunu birde direk çinden alıp burada satmak şeklinde olanları da var.

Yalnız arkadaşlar bu bir girişim değil, bir üretim değil bir fikir değil. Türkiye’de fark ettiğim bir başka girişim üzerine konu ise; Orijinal fikirlerin desteklenmemesi. Yahu adamlar yazılımcı veya tasarımcı cidden beyin patlatıp bir şey üretmişler. Zaman harcamışlar ve ürün çıkartmışlar. Bunu da kendi ceplerinden karşılamışlar çalıştıkları işten arta kalan zamanlarda.

Devletten destek bekliyorlar ama rant uğruna öyle oyunlar dönüyor ki gidip adamlar namaz kılan robota para verip böyle fikirleri desteklemiyorlar. Bu adamlarda gidip Amerika veya Almanya’ya patenti kaptırıyor. O ülkeler bu insanlara değer veriyor, vatandaşlık veriyor en önemlisi hakettiği parayı veriyor…

Bu yüzden dostlarım bizim ülkemizde girişimcilik üretene değil, ödüller bile kopyalayanlara veriliyor. Umarım bu kafa yapısı bu rant bu siyaset, ülkenin ekonomik yapısı en kısa sürede değişir ve güzel günler görebiliriz.

Çünkü ben hayallerimden artık vazgeçmek üzereyim. Çünkü zamanımı, paramı, fikirlerimi çöpe atma lüksüm yok. Bundan sonraki yaşantımda plaza da bir beyaz yakalı tasarımcı olarak çalışmaya devam edeceğim gibi gözüküyor veya en güzel tahminim ise yurt dışına gidip oradan herhangi bir meslek yapmak.

Ahmet

Ahmet Akçakaya, 27 yaşında bir art direktör.

Bir cevap yazın